"BAŞIMIZIN İÇİ CENAZE !"
Kendimi Özgecan' ın yerine koymaya çalışıyorum. En başından kadın doğuyorsun, bu sözcüğün anlamından en uzak şekliyle kullanıldığı bir ülkede, anlayabildiğim bir şey bu. Büyüyorsun, hayatına vereceğin yön senin sanıyorsun, sınavlara giriyorsun, cinsiyetin nedeniyle çirkin sözlere maruz kalıyorsun, çoğu sabah tacize uğrayıp bunun farkına bile varmamana neden olacak yetiştirme tarzına sahip olan bir toplumda büyümenin adını koyamadığın yüküyle uyanıyorsun, kim bilir hangi kadının umudunu kendinde eritip yaşamaya başlıyorsun, bunu da anlayabiliyorum. Peki ya bu hayatı, bu özenle, dirençle ilmek ilmek örmeye çalıştığın hayatı yaşamana izin (!) veriyorlar mı? Hayır! Çünkü onların zayıf nefisleri var, kutsal kitaplar bile yazıyor bunu. Çünkü onlar erkek ve bizim yaratılış amacımız onların yaptıklarını hazmetmek sabretmek ve itaat etmek üzerine. O mini etek giyildiyse, o kahkaha atıldıysa, akşam vakti ”kız” başına o minibüse binildiyse, hatta hamile kalındıysa bu bizi taciz edebilirsiniz bize tecavüz edebilirsiniz demek. Küçük bir yerden Ankara’ya en ufak bir yaşam tecrübem olmadan geldim. Birçok kez tacize uğradım, susmadım. Susmadım diye ayıplandım. Kadınlar sessiz kalmasın istedim, "feminist bu, erkek düşmanı" söylemlerine maruz kaldım çünkü feminizm onlar için çirkin ve yalnız kadınların erkeklerden nefret etmeyi meşru kılabilmek için ürettikleri temelsiz safsatalardan ibaretti. Hatta çoğunlukla cinsel yönelimleri farklı olduğu için bu yolu seçmişlerdi. Oturdum, hiç anlamayacağını bildiğim bir sürü erkekle bunları tartıştım. Kendisi de birçok kez kadın düşmanı bir yönünün olup olmayışıyla tartışılan Nietzsche’nin de dediği gibi "Ben bu kulaklara ağız değilim." demeliydim belki. Ama demedim, demeyeceğim. Anlayanınıza da anlamayanınıza da çiçek olmak istemediğimi, anne değilsem, evli değilsem de kadın olabileceğimi, hayatın izledikleri o pornolardan ibaret olmadığını, "analarına bacılarına" yapılmadı diye bana tecavüz edemeyeceğinizi, beni dövemeyeceğinizi, kolunuza taktı mı yakışacak (!) bir şey değil bir insan olduğumu, cinsel yönelimlerimin sizi ilgilendirmediğini, bana "benimsin" dediğinizde bunun benim asla hoşuma gitmeyeceğini, giden kadın varsa bile bunun toplumsal bir yetiştirilme hatasıyla alakalı olduğunu, "Ben mi tecavüz ettim, bana niye anlatıyorsun! " demeden önce bugüne kadar kadınlar üzerinden ettiğiniz onca hakareti, kadın arkadaşlarınızı erkek arkadaşlarınıza anlatırken kullandığınız nefret söylemlerini düşünmeniz gerektiğini anlatacağım, bağıracağım yüzünüze. İstediğiniz istemediğiniz her yerde. Çünkü bizim farzımız size direnmektir. Bizim farzımız ataerkil düzene direnmektir; çünkü bizim "Başımızın içi cenaze.."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder