Son zamanlarda, gündemde, sosyal medyada her defasında daha da ağırlaşarak artan çocuk istismarı haberlerini görüyoruz. Peki ama nedir bu istismar?
Kelime anlamı olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) çocuk istismarını “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek tüm davranışları, çocuğa kötü muamele” olarak tanımlıyor. Çocuk istismarında yaş oranı 4’e kadar inmekte fakat ilk defa istismara uğrayan çocuklarda bu yaş 13 ila 15 arasında değişmekte.İstismarlarla ilgili yapılan araştırmalara göre %24lük bir kısım aile içi ve yıllarca devam eden istismarları kapsamakta, bununla birlikte istismarlar bir defaya mahsus olmayıp süreklilik arz etmektedir. Türkiye’yle ilgili ortaya çıkan bu dehşet tablosuna, bir de hastaneleri katarsak olayın vehametini daha iyi görebiliriz. Genel olarak sağlık çalışanlarının da çocuk istismarıyla ilgili prosedürleri bilmedikleri gerekçesiyle istismarları hiçbir şekilde ilgili makamlara bildirmemeleri de ciddi anlamda istismarlara yönelik artışlarda payı olan bir etken.
Çocukların çoğu, korktukları için istismarı, kimseye bildirmiyor ve nihayetinde bir çok çocuk hamile kalıyor.
Yaşanan bu tür durumlara dayanamayan bir başka taraftan çocuklarsa intihara yöneliyorlar. Araştırmalara göre; Arkadaşı ve erkek arkadaşı tarafından istismara uğrayanların oranı yüzde 32,9, imam nikahlı eşi tarafından istismar edilen (küçük yaşta evlilik) yüzde 20,1. Sıralama ise şöyle: Yüzde 9,4’ü komşusu, yüzde 6,7’si baba, ağabey ve üvey kardeş, yüzde 6’sı uzaktan tanıdığı (mahalle bakkalı, köylüsü), yüzde 4,1’i dayı ile amcaoğlu, yüzde 4’ü aile dostu, yüzde 1,3’ü de uzaktan akrabası (üçüncü derece akraba) tarafından istismara uğruyor.Yani bir çocuklar için istismarların bir kapı uzaklarında veyahut aynı çatı altında yaşadıkları kişilerce yapıldığını anlıyoruz.Devletin bu durumla ilgili hiçbir önlem almayışını bu tür olayların yaşandığını her gün görerek ya da duyarak öğrenmemizden anlıyoruz. Önlem almamakla birlikte bildirilen vakaların birçoğunda failler serbest kalmakta ve hiçbir yaptırım uygulanmamaktadır. Çocukları her açıdan etkileyen bu tür ‘kötü muameleler’ sistem içinde sağlam bireylerin ruh hallerinde ve dolayısıyla düşünsel ve davranışsal bozuklar meydana getirmektedir ve getirecektir de.
Geleceğin umutları olan çocuklarımızın maruz kaldığı buu sapkınlıklara, istismarlara ve çocuk ölümlerine karşı susana, susan devlete karşı hep birlikte mücadele edeceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder