ÖGK Haftalık Bülten (Sayı:8) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖGK Haftalık Bülten (Sayı:8) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2014 Pazartesi

İşkenceye Yardım 3, Kendini Korumak 8 Yıl

Izmir Karabağlar Polis Merkezi’nde, Fevziye Cengiz isimli kadını dövdükleri görüntülerle ortaya çıkan polislerin “işkence” suçundan yargılandığı davada mütalaa veren savcı Göksel Er, üç polisten ikisine 1,5 aydan 1 yıl 1 aya kadar hapis cezası isterken, bir polisin ise beraatına karar verilmesini talep etti. Fevziye Cengiz dövülürken perdeleri kapatarak dışarıdan görülmesini engelleyen polis Nevzat Ataseven’e ise, “yaralama suçuna yardım” etmekten sadece 3 aydan 9 aya kadar hapis cezası verilmesi istendi. Haberi yapan gazetecinin olayı anlatırken kullandığı "skandal" ifadesi için haberciye 6 yıl hapis cezası verilmesini isteyen savcı haberci hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bu demek oluyor ki; dayak yiyen değil, dayak atan masum ! Dayak yiyen kadın kendini savunmak istediği için suçlu. Dayakçı polise direndiği için suçlu. Kendini devletin şiddetinden korumak istediği için tam 8 yıl ile yargılanıyor. Öte yandan işkenceye yardım eden polise 3 ay, "skandal" haberi yapan gazeteciye ise 6 yıl biçiliyor. Kendini polis şiddetinden korumak 8 yıl, işkenceye yardım 3 ay , haberi yapmak 6 yıl ! Bir kez daha adalet şirazemizin ne denli gelişkin olduğunu görüyoruz. Ayrıca ironiktir ki davanın savcısı ve tüm bu trajikomedinin sahibi de bir kadın. Erkek egemen sistem içerisinde kendine yer edinmeye çalışan diğer tüm kadınlar gibi, o da kadın olarak bu gerçekliği yok etmiş tamamen erk zihniyete esir düşmüş.
Ve tüm bunlara rağmen, bizler, genç kadınlar olarak kadın mücadelesini sürdürecek ve ezilen , zulme uğrayan tüm kadınların yanında olmaya devam edeceğiz. Bizi daha da güçlü kılacak olan yegane değer birliğimiz ve örgütlülüğümüzdür.

Kobané Direniyor!

Kobane eylemleri bu coğrafyada olduğu gibi dünyanın da pek çok yerinde protesto edildi. Gerçekleştirilen eylemlerde IŞİD yanlıları ve faşist-ülkücü grupların saldırmaları sonucu çıkan çatışmalarda 30 direnişçi katledildi. Avrupa'da havaalanı işgalleri yapılırken, Türkiye’de birçok kentte yürüyüşler, mitingler yapıldı. Lise ve üniversite öğrencileri, işçiler-işsizler, kadınlar ve LGBTİ'ler başta olmak üzere; ezilenlerin cephesinden yoğun tepkiyle karşılaşan devlet, bizi şaşırtmayarak tutuklama terörüne başladı. 10 direnişçiyi gözdağı vermek amacıyla tutsak etti. “Barış Anneleri”nin AKP binası işgallerinin yanı sıra İstanbul, Amed, Antep, Ankara ve birçok şehirde direnişler yaşandı. Çatışmalar sırasında Türkiye ve Kürdistan genelinde devletin ve sermayenin temsili olması nedeniyle otobüs ve bankamatikler direnişlerin hedef noktalarından oldu. Bunun üzerine direnişi boğmak isteyen zihniyetin işi-gücü biranda kamu malları oldu. Üniversite gençliği, kamu malını insan canından daha önemli tutanlara“Sizin anlayacağınız dilden söyleyelim; bir otobüs dolusu insan öldürüldü!” diyerek kamu mallarının insan canından daha önemli görülmesine tepki gösterdi. Halk tüm yaşananlara rağmen sokaklardan vazgeçmiyor. #DirenenHalklarKazanacak! #KobaneDüşmeyecek!

Arin Mirkan'ın Işığı Yolumuzu Aydınlatıyor!


15 Eylül’den bu yana, yoğun saldırıların olduğu Kobane’de kadınlar devrimin öznesi olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde artan Kobane saldırılarında IŞİD’in güçlü ve teknik silahları karşısında yenilgiyi değil direnişi örgütleyen YPJ-YPG savaşçıları, her yöntemle devrimlerine sahip çıkıyorlar. Arin Mirkan da onlardan biri. 22 yaşında ve iki çocuk annesi olan Arin, devrimini ve topraklarını savunmak için ilk günden beri cephede. Tüm bu olumsuz koşullarda IŞİD çetelerine karşı kendi bedenini bombaya dönüştürerek ölümsüzleşti Arin. Bomba yaptığı bedeniyle tankların üzerine yürüdü ve 70’ten fazla IŞİD üyesini öldürdü. İşte bu yüzden Rojava sadece bir devrim değil, aynı zamanda “Kadın Devrimi”dir. Ve kadınlar ‘kendi’ devrimlerine bedenlerini ölümsüzleştirerek sahip çıkıyorlar. İşte bu yüzden Kobane düşmeyecek. Biz kazanacağız. Arin yoldaşın ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam edecek !

Bu Saldırı Kadınlığa ve Barışa!

Kadınlar, Kobane için sokaklarda direnişi büyütüyor. Geçtiğimiz hafta Boğaziçi Köprüsü’ne “Kobane ile Dayanışma” pankartı asarak gözaltına alınan Barış İçin Kadın Girişimi üyeleri, İstanbul Atatürk Havaalanı’nda da eylemdeydi. Polisin tavrı ise yine -malumunuz- bizi şaşırtmadı.46 kadın gözaltına alındı. Bu kadınların arasında Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatlarından Av. Gülhan Kaya, Av. Meriç Eyüboğlu, Av. Züleyha Gülüm ve ismi öğrenilemeyen bir avukat da bulunuyor. Gözaltına alınan kadınlar sivil bir otobüse bindirilmek istediler ama direnince saçlarından sürüklenip, darp edildiler. Darp edilirken bile kadınlar yılmadan, korkmadan ve tüm inandıklarını bir an için bile arkalarında bırakmadan "Baskılar bizi yıldıramaz", "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek", "Kobanê halkı yalnız değildir" sloganlarını atmaya devam ettiler. Olay sırasında polis basına da müdahale etti. Özellikle kadın muhabirlere küfürler savurarak çekim yapmalarını, dolayısıyla barbar şiddetlerinin duyurulmasını engellemeye çalıştı. Gözaltına alınan kadınlar sağlık kontrolü için Bakırköy Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesi’ne götürüldüler. Kadınlar otobüsün içinde bekletilirken "Biji Rojava" marşı, türküler söylemekten, halay çekmekten vazgeçmediler. Hastanenin önünde HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve çok sayıda kadın bekledi. Tüm bu olaylar bize gösterdi ki polis, dinlemekten korktukları gerçekleri dayakla sindirmeye çalışmaktan; bir cisimden daha ileri görmedikleri kadınları her fırsatta ezmekten, dövmekten vazgeçmeyecek ve bu durum da bizim, yani özgür, bağımsız ve hür düşünceli kadınların, asla yolumuzdan vazgeçmeyeceğimizi gösteriyor. Sindirilmedik, sindirilmeyeceğiz!

Erkeğin 'Sevgisi' Kadınları Yaralıyor!

Gün geçmiyor ki kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze bir yenisi daha eklenmesin. Okulda, evde, işyerinde, sokakta; eşten, sevgiliden, babadan, çocuktan her türlü şiddete maruz kalan yine biz kadınlar oluyoruz. Bir erkeğin iş yerinde yaşadığı sıkıntılar, ruh halinin bozuk olması, parasızlık, asosyallik, madde bağımlılığı, havanın soğuk olması gibi sebepler kadına saldırmasında en büyük "haklı" nedenleri olabiliyor. Devlet diktasından başlayarak iki göz eve kadar inen kadınların yaşadığı işkence, günümüzde "normalleşmeye" başladı. Devletin yasalarıyla eve kapattığı kadınlara eşleri, sevgilileri, babaları el birliğiyle mezar yaptı. Bugün tahrik indirimiyle, iyi halden yararlanıp kısa zamanda tekrardan sokağa salınan kadın katilleri "devlet güvencesiyle" gönül rahatlığıyla tekrardan kendilerine yeni kurbanlar seçebiliyor. Geçtiğimiz günlerde Antakya'da da kadına yönelik şiddete bir yenisi daha eklendi. Okulunun önünde sevgilisinden ayrılmak istediği için, sevgilisi Nihat Akçay tarafından 7 yerinden bıçaklandı Nazlı. Henüz 17 yaşında olan Nazlı, beş aydır ayrılmaya çalıştığı sevgilisi tarafından her fırsatta tehdit ediliyordu. Son gün, bir akrabası aracılığıyla okulunun önüne çağırdığı Nazlıyı 7 yerinden bıçaklayarak hastanelik etti. Hayati tehlikesi devam eden Nazlı, bağırsağının bir kısmı alınmış, akciğeri hasar görmüş halde halen yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor. Nihat Akçay ise ailesi tarafından polise teslim edildi. Halen gözaltında. Olayla ilgili görüntüleri sırf adı lekelenmesin, haber yapılmasın diye, öğrencilerden alan Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesinin idaresi de en az Nihat Akçay kadar suçludur! İnsanların sustuğu göz yumduğu bu şiddetten herkes sorumludur. Herkes bu suça ortaktır.

Orgazm nedir? Ne değildir?

Orgazm tam olarak, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması şeklinde başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir histir. Orgazm oluşumu için en önemli uyarıcı cinsel ilişki gibi dokunsal olanlardır. Ama sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm olunması da bazı kadınlarda rastlanabilen bir durumdur. Kadınlarda orgazm konusunda yapılan araştırmalarla, kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptanmış. Bu süreci daha iyi anlarsak, kendimizi bu konuda daha iyi tanır ve hem daha kolay orgazm yaşar, hem de yaşadığımız cinsel ilişkiden daha fazla haz alırız. Bu sürece göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçiyor: Uyarılma Evresi Plato Evresi Orgazm Evresi Çözülme Evresi Kadın fiziksel veya psikolojik olarak uyarıldığında ortaya çıkan durum cinsellik arzusudur. Eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişimler başlar. Kadının vajinan salgıları, cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki diğer salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı ise kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Kadının kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir. Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar oluşur. Orgazm esnasında vajina, anüs ve bölge kaslarında istemsiz ve şiddetli kasılmalar söz konusu olur. Bu kasılmalar dört saniye sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar da sürebilir. Ardından rahimde kasılmalar ortaya çıkar ve tüm bu kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar. Orgazm esnasında kadın vücudu adeta kaskatı kesilir. Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam eder. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, beyinlerinde ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsederler. Orgazm sonrası erkeklerde oluşan ve cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan; yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem, kadınlarda genelde görülmez. Eğer görülüyorsa da genelse çok kısadır. Dolayısıyla kadınlar üst üste orgazm yaşayabilirler. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan mutluluk hormonlarının etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Değişiklikler yavaş yavaş yok olur ve vücut baştaki haline geri döner.