ÖGK Haftalık Bülten (Sayı:13) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖGK Haftalık Bülten (Sayı:13) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Kasım 2014 Pazartesi
Şeytan üçgeni: baba, oğul, devlet
Çağlayan Adliyesi'nde "Ölümle tehdit ediliyorum" diye ifade verdikten sonra adliye girişinde koruma ile birlikte öldürülen Hanime Aslan davasının 5 duruşması yine aynı adliyede görüldü.
Hatırlamayanlar için Hanime Aslan, eşi Hızır Zehir'in azmettirmesi sonucu, oğlu Dursun Zehir tarafından, adliye önünde öldürülen bir kadın. Öldürüldüğünde yanında 2 koruma vardı. Devlet güya koruyordu Hanime'yi. Sonuç: Hanime ile birlikte koruma da öldü. Sonuç: Demek ki kadınlar böyle korunamıyormuş. Sonuç: Çünkü sizin o mahkemeleriniz katiller serbest bırakılsın diye can atıyor! Çünkü sizin sisteminiz size bunu emrediyor!
Davaya dönersek, önce Hanime Aslan'ın yakınları, tanıklar söz alarak, Hanime'nin nasıl yıllarca işkence gördüğünü anlattı. Yıllarca boşanmak istemesine rağmen, nasıl tehditler sonucu mecbur bırakıldığını dinledik. Tam kanımız donmuştu ki sırayla önce katil, sonra azmettirici Hızır konuştu. Kanımızın donması geçti öfkeden. Katil Dursun Zehir annesinin bir başkası ile evlendiğini zannettiği için öldürdüğünü anlattı. Babasını aklamak için elinden geleni yapan Dursun utanmadan "Babam azmettirse O'nu babalıktan reddederdim" dedi. Sanki cinayeti kendisi işlememiş gibi.
Azmettirici Hızır Zehir'in avukatları ise "Hızır Zehir olaydan sonra çok ağladı, bu bile serbest bırakılması için bir sebeptir" dedi. Neyse ki doğada timsah denen bir canlının bir eşinin de bu erkekler olduğunu biliyoruz. Yoksa bizi çok duygusal biliyorlar da acıyacağımızı mı zannediyorlar!
Davada beklenen tepki ise savcıdan geldi. "Hızır Zehir'in tahliyesininin talebi"...
Şaka mısınız siz! Tüm deliller, telefon kayıtlarından tanık ifadelerine kadar Hızır Zehir'in azmettirici olduğunu ispatlarken nasıl serbest bırakılması talep edilebilir? Nasıl gözümüzün içine baka baka dalga geçersiniz? Karşınızda elleri kolları bağlı insanlar olduğunu düşünüyorsanız yanılırsınız. Bizim de ellerimiz var! Ve o eller ne mutlu ki intikam almayı biliyor.
Hanime'nin davası, mahkeme heyetinin tahliye talebini reddetmesi ve davayı 26 Kasım'a ertelemesi ile sona erdi. 26 Kasım'da Hanime'yi unutmayalım.
Kısır Ölüler
Hindistanda kısırlaştırma operasyonu sırasında 11 kadın hayatını kaybederken 69 kadınsa hala hastanede ağır yaralı bir halde yaşam mücadelesi veriyor.nüfus politikaları adı altında milyonlarca kadın operasyon altına giriyor. Hindistan uzun zamandır artan nüfusunu kontrol altına almaya çalışıyor ve bunu da kısırlaştırma operasyonlarıyla yapmaya çalışıyor. Son yıllarda 4.5 milyona yakın kadınin bu operasyondan geçtiği belirtiliyor. Kadınların nu operasyona girmesinin bedeli ise on dolar doktorların kazancı ise iki dolar. Doktorlar günde elli den fazla operasyon yaptıkça ölüm sayıları da artıyor haliyle. Kadınların bedenleri ,hayatları ticaret haline geitiriliyor. İşin bir diğer boyutu da erkeklerin benzer operasyonu 20$a çok daha risksiz bir biçimde geçirebilecek olmaları. Ama nüfus demek kadın demek. Çünkü kadın doğurur!nüfusu arttırmak için de azaltmak için de ilk akla gelen kadınlar oluyor nedense hep. Ve en büyük bedelleri de acıları da bu bedenler çekiyor nedense hep !
Mülteci Çocuk Anneler
Suriye'den mülteci olarak Türkiye'ye gelen insanlardan yaklaşık 7 bin 500'ü Malatya'daki mülteci kampına yerleştirilmiş durumda. Çocuk ergen psikiyatri uzmanı Dr. Meryem Özlem Kütük ve ekibini kampta şubat ayında başlattığı çalışmalar ortaya bir dehşet tablosu serdi. Kampta bulunan yaklaşık 2 bin 500 kız çocuğundan 54'ünün "tecavüz mağduru" olmamaları için evlendirildiği ortaya çıktı. Kampta şimdiden düşük yapan, bebek hatta bebekler
sahibi olan bir çok kız çocuğu bulunmakta. Durumun vahimliği 15 yaşındaki genç bir kadının 3 defa düşük yapması ve 3 tane de çocuğunun bulunmasından rahatlıkla anlaşılabilir. Bu
çocuklar ve genç kadınlar zorla evlendirilmekte, aileleri çocuklarının toplum tarafından kabul görmüş şekliyle tecavüze uğramalarına "kötünün iyisi" gözüyle bakmaktadır. Daha önce mülteci kamplarından çokça duyduğumuz "yetkili beylerce" yapılan tecavüzler bir yanda, akrabalarıyla tecavüze uğramasın diye 11-12 yaşında evlendirilmek bir yanda... Bu sefer durum gerçekten "aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık!"Hali hazırda zor şartlarla mücadele eden bu insanların içinde yine en çok ezilen kadınlar olmaktadır.
sahibi olan bir çok kız çocuğu bulunmakta. Durumun vahimliği 15 yaşındaki genç bir kadının 3 defa düşük yapması ve 3 tane de çocuğunun bulunmasından rahatlıkla anlaşılabilir. Bu
çocuklar ve genç kadınlar zorla evlendirilmekte, aileleri çocuklarının toplum tarafından kabul görmüş şekliyle tecavüze uğramalarına "kötünün iyisi" gözüyle bakmaktadır. Daha önce mülteci kamplarından çokça duyduğumuz "yetkili beylerce" yapılan tecavüzler bir yanda, akrabalarıyla tecavüze uğramasın diye 11-12 yaşında evlendirilmek bir yanda... Bu sefer durum gerçekten "aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık!"Hali hazırda zor şartlarla mücadele eden bu insanların içinde yine en çok ezilen kadınlar olmaktadır.
Jinekolojik Şiddet
Herhangi bir rahatsızlık sebebi veya kontrol amaçlı jinekolog’ların yolunu tuttuğumuzda karşımıza koskocaman bir duvar çıkar. “evli misin , bekar mısın ?” sanki bekar olan bir kadının cinsel hayatı olamazmış , ya da her evli kadının aktif cinsel hayatı varmışçasına. Doktor olmuş ama düzenin içerisinde neyi nereden sorgulayacağını öğrenememiş( okumak cehaleti alır eşeklik baki kalır misali ) bazı doktorlarımız , ‘evli değilsen sana vajinal muayene yok , doğru ultrasona’ demeye çalışır. Peki bu pskolojik şiddetin ötesinde neye yol açar ?
Evli ya da bekar fark gözetilmeksizin aktif cinsel hayatı başlamış bir kadın , sorun yaşasın yada yaşamasın her yıl en az 2 kez ( 6ayda bir ) jinekoloğa gitmelidir. Kadınların en çok karşılaştıkları meme ve rahim ağzı kanserinde erken tanı ve teşhis çok önemlidir. Bekar olduğunuz için size Vajinal muayene yapmayan yani rahim ağzı kanseri teşhisinde kullanılan smear testinden mahrum kalmanız demektir. Bu ise sizin olası bir rağim ağzı kanserinde teşhis geciktiği için hayatınızın riske atılması demektir.
Yani Hipokrat yemini etmiş bir doktor toplumsal gelenekleri, tabuları sebebiyle belki de bir hastasını ölüme göndermektedir. Ama bu coğrafyada kadınlar tarlada bile doğurduğu için elbette ki onlar için anormal bir durum yok…
Peki biz ne yapmalıyız ?
Öncelikli olarak böyle bir soruyla karşılaştığımızda evli yada bekar olduğumuzu belirtmeksizin aktif cinsel hayatım var demeliyiz (bakireyim ama hamileyim demekten daha anlamlı olduğunu düşünüyorum). Bir ikincisi ataerkil zihniyetiyle kadınların bakirelik çetelesini tutan doktorlar yüzünden kendi sağlığımızı tehlikeye atmamalıyız. Bir rahatsızlığımız olsun yada olmasın her 6 ayda bir jinekoloğa gitmekten vazgeçmemeliyiz.
Kısacası önce doktorlara sonra topluma “jinekoloğa sadece evli kadınlar gitmez!”i kabul ettirmeliyiz.
Evli ya da bekar fark gözetilmeksizin aktif cinsel hayatı başlamış bir kadın , sorun yaşasın yada yaşamasın her yıl en az 2 kez ( 6ayda bir ) jinekoloğa gitmelidir. Kadınların en çok karşılaştıkları meme ve rahim ağzı kanserinde erken tanı ve teşhis çok önemlidir. Bekar olduğunuz için size Vajinal muayene yapmayan yani rahim ağzı kanseri teşhisinde kullanılan smear testinden mahrum kalmanız demektir. Bu ise sizin olası bir rağim ağzı kanserinde teşhis geciktiği için hayatınızın riske atılması demektir.
Yani Hipokrat yemini etmiş bir doktor toplumsal gelenekleri, tabuları sebebiyle belki de bir hastasını ölüme göndermektedir. Ama bu coğrafyada kadınlar tarlada bile doğurduğu için elbette ki onlar için anormal bir durum yok…
Peki biz ne yapmalıyız ?
Öncelikli olarak böyle bir soruyla karşılaştığımızda evli yada bekar olduğumuzu belirtmeksizin aktif cinsel hayatım var demeliyiz (bakireyim ama hamileyim demekten daha anlamlı olduğunu düşünüyorum). Bir ikincisi ataerkil zihniyetiyle kadınların bakirelik çetelesini tutan doktorlar yüzünden kendi sağlığımızı tehlikeye atmamalıyız. Bir rahatsızlığımız olsun yada olmasın her 6 ayda bir jinekoloğa gitmekten vazgeçmemeliyiz.
Kısacası önce doktorlara sonra topluma “jinekoloğa sadece evli kadınlar gitmez!”i kabul ettirmeliyiz.
Dağın Kadın Hali
ETHA Editörü ve ANF muhabiri Arzu Demir'in 2013 yılının Aralık ayında Medya Savunma Alanları'nda yaptığı röportajlardan hazırladığı "Dağın Kadın Hali" kitabı Ceylan Yayınları'ndan çıktı.
"Savaşta Barışta Özgürlükte Aşkta" üst başlığını taşıyan kitap, o günkü adıyla Koma Jinan Bilind/Yüce Kadınlar Birliği (KJB) üyesi 11 kadın gerillanın yaşam ve savaş hikayelerinden oluşuyor. Her bir kadının hayat hikayeleri üzerine kurgulanan kitap, kadınların iç değişimleri, siyasi gelişimleri ve ortak mücadele yürüttükleri erkek yoldaşlarıyla olan çatışmalarını konu alıyor.
İhanete uğramış aşklardan, savaşta kaybedilen sevgiliye dinmeyen özleme... Yaşamak için savaşmak zorunda kalan kadınların özgür vatan aşkına... 11 kadın gerillanın Medya Savunma Alanları'nda kesişen öyküsü Dağın Kadın Hali'nde.
Kitapta kendinize ait çok şey bulabileceğinize emin olabilirsiniz. Savaşçı kadınları kendi hayatlarımıza konuk etmeye hazırlanalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

