Tecavüze sesiz kalmayan olayı mahkemeye taşıyan kadınların karşına
erkek adalet dikiliyor. Siirt’te 17 yaşındaki lise öğrencisi çalıştığı iş yerinin
sahibi tarafından 7 aydır tecavüze uğrarken tecavüzcünün bereatini
sağlayan şey genç kadına verdiği bir hediye oldu. İstanbul’da tecavüze
uğrayan bir kadın ise tecavüzcüyü “gece eve aldığı , uzun sohbet ettiğii,
tecavüzcüyü cesaretlendirdiği“ gibi sebeplerle suçlanırken tecavüzcü yine
serbest bırakıldı. Niğde’nin merkez Çınarlı köyünde oturan Hilal Ünal ise 13
yaşında tecavüzcüsüyle evlendirildi. Hilal bir ay sonra kayınpederi
tarafından kocasını aldattığı gerekçesiyle öldürüldü. 2009’da
Kahramanmaraş’ın Göksu ilçesinde ise gün içerisinde iki kez şiddet gören
kadının kocasına T.C.K. 43/3 maddesi zincirleme suç hükümleri uyarınca tek
ceza verildi. Yargıtay’da bozulan dava hukuk siteminin zincirleri suçluya
değil de kadına yönelttiğini gizleyemiyor. En son Karaman’da 15 yaşındaki
Z.C’ye tecavüz eden 8 kişi “rızası var” sözüyle serbest kaldı. Z.C. kararın
ardından mahkemeye yazdığı mektupta şöyle dedi “Canlı cenaze gibiydim.
Tek düşündüğüm bir an önce ölmekti. İntihar edecektim, beceremedim. Bu
son ifademdir. Bana inanmayan dalga geçer gibi davranan aşağılayan
mahkemenize gelmeyeceğim. Sizi adalet ve vicdanınızla baş başa
bırakıyorum.” Biz de soruyoruz : Kendi adaletimizi kendimiz yaratmak için
ne bekliyoruz? Haydi öz savunmalarımız kurmaya, kızıl sopalıların safına!
ÖGK Bülten (Sayı :23) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖGK Bülten (Sayı :23) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Nisan 2015 Perşembe
BREZİLYA' DA 1 MİLYON! KİŞİ SOKAKTA!
Brezilya devlet başkanı Dilma Rousseff'in devlete ait bir petrol
şirketinin başkanlığını yaptığı dönemde yolsuzluk yaptığı iddiaları
insanları sokağa döktü. Halk devlet başkanının yargılanması talebiyle
Brezilya sokaklarını doldururken gösterilerin en kalabalık olduğu Sao
Paulo'daki Avenida Paulista'da 1 milyon kişi sokağa çıktı. Halkın haklı
talebi karşısında nasıl bir tutum alınacağını merakla takip ediyoruz. Ve
soruyoruz bizim neyimiz eksik?
Hırsızımız var, halkımız var!
İsyan yakındır!
13 Mart 2015 Cuma
ADANA ÖGK ANLATIYOR
8 Mart’a iki hafta
kadar kala Kobane’den gelen haberle tüm planları askıya almak zorunda kaldık.
Şimdi baştan aşağıya şerefe bulanan bir haftayı örecek , Alişer ve Özgür yoldaşı
kadın yoldaşları olarak en önde karşılayacaktık. Rojava devrim gerçekliği
yoldaşımızın omuzlarımızda taşınmasıyla somutlaştı. Sıra bizdeydi , biz de eylem alanlarında kendi devrimimizden
başlayacaktık.
1-8 Mart haftasını tam bir kadın haftası olarak planladık.
Duygu yoğunlunun bizi yavaşlatmasına izin vermedik. Az zamanımızı iyi planlayıp
disiplinli çalışarak geçirdik. Çoğu şeyi yapamadık; geri sayım aracı ya da 5 mart’ta genel bir
eylem öremedik ama hiç boş durmadık.Hayatımızda ilk kez bu kadar erken uyandık,
söz verdiğimiz saatte buluşmalara
gittik.Sorumluluk aldık her şeyi el birliğiyle
,beraber yaptık.
İmkanları
zorladık. Afişlerimizi varoşlardan lüks
semtlere , kuzeyden güneye , liselerden kampüslere her yere astık. Paramız
yetmediğinde kalemlere sarıldık. Alternatif yollar düşündük mesela otobüs duraklarıyla görüşüp toplu taşıma
araçlarına afişlerimizi astık. Fırıncılar,kuyumcular,halıcılar,kilimciler,bakkallar,kuaförler
hatta gelinlikçiler… Kadınların baktığı her yerde durduk , yönlerini
çevirdikleri yere koştuk. Etrafımızdaki her kadınla konuştuk. Bizim için denenmemiş
bir şeydi yaptığımız ; annelerimizi eyleme çağırdık. Bir anne-kız olarak değil,
iki kadın olarak konuştuk . Annelere,yengelere,teyzelere
, kuzenlere ,kardeşlere,arkadaşlara 8
Mart’ı anlattık , alana davet ettik. Davetimizin kabulü miting günü analı
-kızlı direnişimizle cevaplandı.
Miting planlamasında çıkan aksilikler , miting günü TEDAŞ’ın sabotajı ve polislerin
baskısı genel katılımı düşürmüştü. Ama biz Adana ÖGK olarak işçi,liseli
üniversiteli kadınlardan oluşan capcanlı dipdiri kortejimizle alandaydık. Ne
genel katılımın düşük olması moral bozdu ne polisin korkutma çabaları. Genç
kadınlar sık sık “Polis defol bu sokaklar bizim” diye haykırdı. Ellerimizle
hazırladığımız, özenle dikip yastık
altında günlerce beraber uyuduğumuz
bayraklarımız,önlüklerimiz,fularlarımızı giyinip alanın en renkli
görüntüsünü oluşturduk. Çoğumuz ilk kez çıkıyordu alanlara. Çalan telefonlara
“Bugün benim özgürleşme günüm rahatsız etmeyin “ diye cevap verenler mi
dersiniz akşam ezanından sonra ilk kez
sokakta kalan mı!
Gencecik yüreklerin,
göğüslerinde taşıdığı devrimcilerin sözleriyle zihinlerinde çakan başka
bir dünyanın mümkünlüğüydü. “İlk kez bu kadar eğlendik ilk kez bu kadar özgür
olduk!” dediler sarılıp ayrılırken.
Bazıları hâlâ zıplıyordu “Tayyip kaç kaç kaç kızıl sopa geliyor! “ Öz
savunmanın mümkünlüğüydü bu baharda kadınların yüreklerinde açan. Özellikle
işçi ve liseli kadınların aktif katıldığı 8 Mart aynı kentin direnenlerine
Yasemin’e Şengül’e selamımızdı.
HOPA ÖGK ANLATIYOR
8 Mart çalışmalarına başlarken nasıl bir yol izleyeceğimiz
noktasında net değildik. Özgür Genç Kadınlar olarak çalışmalarımız henüz
görünür değildi. Çok güzel fikirlerimiz vardı fakat taşrada olmamızdan kaynaklı
çeşitli ön yargılar da vardı. Kampüste ya da sokakta stand çalışmaları şimdiye
kadar Hopa'da yapılmamış çalışmalardı. Ege Üniversitesi’ndeki faşist saldırıdan
sonra da sürekli göz tacizi altında çalışmalarımıza start verdik. Başlarken
bire bir anketler, dayanışma kutusu ve afiş -yazılama üzerinden gitmek gibi bir
planımız vardı. Afiş çalışmalarını yaparken ÖG’ nin gelip müdahale ederek “ İzine
başvurun, astıklarınızı indirin” demesi
üzerine astıklarımızı indirmeyeceğimizi ama izine başvuracağımızı söyledik.
Afiş örneği verirken stand için de dilekçe verelim dedik ve iki başvurumuz da
onaylandı. Stand çalışması bizi çok heyecanlandırmıştı çünkü kampüste açıktan
yapacağımız ilk çalışma olacaktı. Bire bir çalışmalarda, ilişkilerimizin yaptırdığı anketlerde kadınlar
isim dahi yazmaz iken stand çalışmamızı başlattığımız gün çok yoğun bir ilgi
ile karşılaştık. Burada bülten ,bildiri ,anket ve sen de anlat kampanyalarımızı
yürüttük. Yaklaşık 50 kadın ile anket ve görüşmelerimiz oldu. Yerelimizde
gerçekleşen taciz vakalarıyla ilgili soru yağmuruna tutulduk. Tacize uğrayan
kimi kadınlar yaşadıklarını bizlere anlattı. 20 Kadın iletişim adreslerini
bırakarak standımızdan ayrıldı. İşin emek bölümünde ilişkilerimiz de bizi
yalnız bırakmadı. Gidebileceğimiz hiç bir kurum yoktu ve öğrenci evlerini
kurumlara çevirip çalıştık. Yoğun bir çalışma ve tempo vardı. Dayanışma
kutularımız çöpe atıldıkça biz yenilerini yaptık. Bayraklardan balonlara, dövizlerden defter ve dosyalara her şeyi kendi
el emeğimizle ürettik. Dayanışma kutularımıza başka kadınlar da ped ve peçete
koymaya başladı, yaptığımız not defterlerini kadınların kullanıyor olması bize
mutluluk veriyor. İnanç ve dayanışma ile birlikte aşamayacağımız hiçbir şey
yok. Bunu öğrendik. Çalışmalarımız Hopa'da başka örgütlere de ilham oldu.
Ayrıca bu süreçte sosyal medya hesabına ihtiyacımız olduğunu fark ettik. Ve 8
Mart’tan hemen önce hesap açıp aktif hale getirdik.
Çok yoğundu evet, çok
yorucuydu; banyomuzu yapamadık kimi
zaman, kaşımızı bıyığımızı alamadık, dip boyamız geldi kimimizin ama hepsini
son güne bıraktık. 8 Mart’ta direnen, temiz, güzel kadınlar olarak merhaba
dedik , alanın en renkli ve en heyecanlı
grubu olduk. Bunun yaşattığı mutluluk
her şeye değiyor.
Şimdi “ÖGK nedir?” sorusunu değil “ ÖGK’nın açılımı nedir? ”
sorusunu duyuyoruz.
ADANA'DA TECAVÜZCÜLER SERBEST KALDI
Adana’da 17 yaşındaki lise öğrencisine bir yıl boyunca
şantaj yaparak tecavüz eden 8 kişi adliyeden tutuksuz yargılanmak üzere serbest
bırakıldı. Dört yıl önce internetten tanıştığı 22 yaşındaki Can Ç. ile sevgili
olan Y.G bir süre sonra arkadaşlığını
bitirdi. Kısa süre sonra tehdit mesajları alan genç kadın ellerinde Can Ç. İle
yaşadığı cinsel ilişkinin görüntüleri olduğunu iddia eden erkeklerce cinsel
ilişkiye zorlandı. Bir yıl içinde tehdit edenlerin sayısı artarken Y.G
görüntülerin yayılması korkusuyla 8 kişinin tecavüzüne uğramaya devam etti.
Okuldaki başarısının düşmesi ve psikolojisinin bozulması üzerine rehber
öğretmen sayesinde aydınlatılan olay ailesine bildirilirken ailenin şikayeti
üzerine tutuklanan zanlılar ellerini kollarını sallayarak adliyeden serbest
bırakıldı. Zanlıların adliye çıkışında sırıttıkları gözden kaçmadı. Arkalarında
her türlü tecavüz olayına sınırsız destek veren bir devlet ve onun yasaları
oldukça yeni tecavüzlere çıkma cesaretini damarlarındaki asil(!) kandan
alacakları kesin . Adaleti beyaz mermerler kalın duvarlar ardından beklemeyen
kadınlar olarak söylüyoruz : Adalet sokakta , kadınların öz savunmasında !
ANTALYA'DA KADIN CİNAYETİ
Antalya'da Lokman Barış Çelik adlı şahıs, Deniz Aktaş'ı sistematik şiddetlerinin
ardından öldürdü. Deniz'in imdat çığlıkları ve çıkan gürültüyle uyanan komşular
polise haber verdi. Evin önüne gelen polisler olaya müdahale etmek yerine
kapıda 1,5 saat bekleyip, Deniz'in ölümüne seyirci oldular hatta sebep oldular.
Deniz'in katili yalnızca Barış Çelik değildir. Deniz'in katili her gün, her
saat, her dakika tanık olduğumuz erkek şiddetidir. Erkek bireylerinizden
polisinize, polisinizden devletinize ne kadar işbirliği içinde çalıştığınızı
görüyoruz. Bu yüzden de sokakları zapt ediyoruz. Nasıl dün 8 Mart'ta binlerce
kadın sokaklara dökülüp katliamlarınıza, şiddetinize karşı tek ses olup
haykırdıysa, bundan sonra da ellerimizin ve seslerimizin birliğiyle karşınızda
durmaya devam edeceğiz. Deniz , Özgecan'ın ardından “Özgecan, bu kokuşmuş vahşi
düzenin kurbanı. Canilere de, bu düzene de lanet olsun. Değiştirmek boynumuzun
borcu olsun." demişti. Biz de şimdi senin ardından söz veriyoruz : Bu sokakları, meydanları, evleri onlara dar
edeceğiz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


