ÖGK Bülten (Sayı :23) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖGK Bülten (Sayı :23) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2015 Perşembe

ERKEK ADALETE KARŞI, KADINLAR ÖZ SAVUNMAYA !

Tecavüze sesiz kalmayan olayı mahkemeye taşıyan kadınların karşına erkek adalet dikiliyor. Siirt’te 17 yaşındaki lise öğrencisi çalıştığı iş yerinin sahibi tarafından 7 aydır tecavüze uğrarken tecavüzcünün bereatini sağlayan şey genç kadına verdiği bir hediye oldu. İstanbul’da tecavüze uğrayan bir kadın ise tecavüzcüyü “gece eve aldığı , uzun sohbet ettiğii, tecavüzcüyü cesaretlendirdiği“ gibi sebeplerle suçlanırken tecavüzcü yine serbest bırakıldı. Niğde’nin merkez Çınarlı köyünde oturan Hilal Ünal ise 13 yaşında tecavüzcüsüyle evlendirildi. Hilal bir ay sonra kayınpederi tarafından kocasını aldattığı gerekçesiyle öldürüldü. 2009’da Kahramanmaraş’ın Göksu ilçesinde ise gün içerisinde iki kez şiddet gören kadının kocasına T.C.K. 43/3 maddesi zincirleme suç hükümleri uyarınca tek ceza verildi. Yargıtay’da bozulan dava hukuk siteminin zincirleri suçluya değil de kadına yönelttiğini gizleyemiyor. En son Karaman’da 15 yaşındaki Z.C’ye tecavüz eden 8 kişi “rızası var” sözüyle serbest kaldı. Z.C. kararın ardından mahkemeye yazdığı mektupta şöyle dedi “Canlı cenaze gibiydim. Tek düşündüğüm bir an önce ölmekti. İntihar edecektim, beceremedim. Bu son ifademdir. Bana inanmayan dalga geçer gibi davranan aşağılayan mahkemenize gelmeyeceğim. Sizi adalet ve vicdanınızla baş başa bırakıyorum.” Biz de soruyoruz : Kendi adaletimizi kendimiz yaratmak için ne bekliyoruz? Haydi öz savunmalarımız kurmaya, kızıl sopalıların safına!

BREZİLYA' DA 1 MİLYON! KİŞİ SOKAKTA!

Brezilya devlet başkanı Dilma Rousseff'in devlete ait bir petrol şirketinin başkanlığını yaptığı dönemde yolsuzluk yaptığı iddiaları insanları sokağa döktü. Halk devlet başkanının yargılanması talebiyle Brezilya sokaklarını doldururken gösterilerin en kalabalık olduğu Sao Paulo'daki Avenida Paulista'da 1 milyon kişi sokağa çıktı. Halkın haklı talebi karşısında nasıl bir tutum alınacağını merakla takip ediyoruz. Ve soruyoruz bizim neyimiz eksik? Hırsızımız var, halkımız var! İsyan yakındır!

13 Mart 2015 Cuma

ADANA ÖGK ANLATIYOR

8 Mart’a  iki hafta kadar kala Kobane’den gelen haberle tüm planları askıya almak zorunda kaldık. Şimdi baştan aşağıya şerefe bulanan bir haftayı örecek , Alişer ve Özgür yoldaşı kadın yoldaşları olarak en önde karşılayacaktık. Rojava devrim gerçekliği yoldaşımızın omuzlarımızda taşınmasıyla somutlaştı. Sıra bizdeydi  , biz de eylem alanlarında kendi devrimimizden başlayacaktık.
1-8 Mart haftasını tam bir kadın haftası olarak planladık. Duygu yoğunlunun bizi yavaşlatmasına izin vermedik. Az zamanımızı iyi planlayıp disiplinli çalışarak geçirdik. Çoğu şeyi yapamadık;  geri sayım aracı ya da 5 mart’ta genel bir eylem öremedik ama hiç boş durmadık.Hayatımızda ilk kez bu kadar erken uyandık,  söz verdiğimiz saatte buluşmalara gittik.Sorumluluk aldık  her şeyi el birliğiyle ,beraber  yaptık.
 İmkanları zorladık.  Afişlerimizi varoşlardan lüks semtlere , kuzeyden güneye , liselerden kampüslere her yere astık. Paramız yetmediğinde kalemlere sarıldık. Alternatif yollar düşündük mesela  otobüs duraklarıyla görüşüp toplu taşıma araçlarına afişlerimizi astık. Fırıncılar,kuyumcular,halıcılar,kilimciler,bakkallar,kuaförler hatta gelinlikçiler… Kadınların baktığı her yerde durduk , yönlerini çevirdikleri yere koştuk. Etrafımızdaki  her kadınla konuştuk. Bizim için denenmemiş bir şeydi yaptığımız ; annelerimizi eyleme çağırdık. Bir anne-kız olarak değil,  iki kadın olarak konuştuk . Annelere,yengelere,teyzelere , kuzenlere ,kardeşlere,arkadaşlara  8 Mart’ı anlattık , alana davet ettik. Davetimizin kabulü miting günü analı -kızlı direnişimizle cevaplandı.
Miting planlamasında çıkan aksilikler ,  miting günü TEDAŞ’ın sabotajı ve polislerin baskısı genel katılımı düşürmüştü. Ama biz Adana ÖGK olarak işçi,liseli üniversiteli kadınlardan oluşan capcanlı dipdiri kortejimizle alandaydık. Ne genel katılımın düşük olması moral bozdu ne polisin korkutma çabaları. Genç kadınlar sık sık “Polis defol bu sokaklar bizim” diye haykırdı. Ellerimizle hazırladığımız,  özenle dikip yastık altında günlerce beraber uyuduğumuz  bayraklarımız,önlüklerimiz,fularlarımızı giyinip alanın en renkli görüntüsünü oluşturduk. Çoğumuz ilk kez çıkıyordu alanlara. Çalan telefonlara “Bugün benim özgürleşme günüm rahatsız etmeyin “ diye cevap verenler mi dersiniz  akşam ezanından sonra ilk kez sokakta kalan mı!

Gencecik yüreklerin,  göğüslerinde taşıdığı devrimcilerin sözleriyle zihinlerinde çakan başka bir dünyanın mümkünlüğüydü. “İlk kez bu kadar eğlendik ilk kez bu kadar özgür olduk!”  dediler sarılıp ayrılırken. Bazıları hâlâ zıplıyordu “Tayyip kaç kaç kaç kızıl sopa geliyor! “ Öz savunmanın mümkünlüğüydü bu baharda kadınların yüreklerinde açan. Özellikle işçi ve liseli kadınların aktif katıldığı 8 Mart aynı kentin direnenlerine Yasemin’e  Şengül’e selamımızdı.

HOPA ÖGK ANLATIYOR

8 Mart çalışmalarına başlarken nasıl bir yol izleyeceğimiz noktasında net değildik. Özgür Genç Kadınlar olarak çalışmalarımız henüz görünür değildi. Çok güzel fikirlerimiz vardı fakat taşrada olmamızdan kaynaklı çeşitli ön yargılar da vardı. Kampüste ya da sokakta stand çalışmaları şimdiye kadar Hopa'da yapılmamış çalışmalardı. Ege Üniversitesi’ndeki faşist saldırıdan sonra da sürekli göz tacizi altında çalışmalarımıza start verdik. Başlarken bire bir anketler, dayanışma kutusu ve afiş -yazılama üzerinden gitmek gibi bir planımız vardı. Afiş çalışmalarını yaparken ÖG’ nin gelip müdahale ederek “ İzine başvurun,  astıklarınızı indirin” demesi üzerine astıklarımızı indirmeyeceğimizi ama izine başvuracağımızı söyledik. Afiş örneği verirken stand için de dilekçe verelim dedik ve iki başvurumuz da onaylandı. Stand çalışması bizi çok heyecanlandırmıştı çünkü kampüste açıktan yapacağımız ilk çalışma olacaktı. Bire bir çalışmalarda,  ilişkilerimizin yaptırdığı anketlerde kadınlar isim dahi yazmaz iken stand çalışmamızı başlattığımız gün çok yoğun bir ilgi ile karşılaştık. Burada bülten ,bildiri ,anket ve sen de anlat kampanyalarımızı yürüttük. Yaklaşık 50 kadın ile anket ve görüşmelerimiz oldu. Yerelimizde gerçekleşen taciz vakalarıyla ilgili soru yağmuruna tutulduk. Tacize uğrayan kimi kadınlar yaşadıklarını bizlere anlattı. 20 Kadın iletişim adreslerini bırakarak standımızdan ayrıldı. İşin emek bölümünde ilişkilerimiz de bizi yalnız bırakmadı. Gidebileceğimiz hiç bir kurum yoktu ve öğrenci evlerini kurumlara çevirip çalıştık. Yoğun bir çalışma ve tempo vardı. Dayanışma kutularımız çöpe atıldıkça biz yenilerini yaptık. Bayraklardan balonlara,  dövizlerden defter ve dosyalara her şeyi kendi el emeğimizle ürettik. Dayanışma kutularımıza başka kadınlar da ped ve peçete koymaya başladı, yaptığımız not defterlerini kadınların kullanıyor olması bize mutluluk veriyor. İnanç ve dayanışma ile birlikte aşamayacağımız hiçbir şey yok. Bunu öğrendik. Çalışmalarımız Hopa'da başka örgütlere de ilham oldu. Ayrıca bu süreçte sosyal medya hesabına ihtiyacımız olduğunu fark ettik. Ve 8 Mart’tan hemen önce hesap açıp aktif hale getirdik.
 Çok yoğundu evet, çok yorucuydu;  banyomuzu yapamadık kimi zaman, kaşımızı bıyığımızı alamadık, dip boyamız geldi kimimizin ama hepsini son güne bıraktık. 8 Mart’ta direnen, temiz, güzel kadınlar olarak merhaba dedik ,  alanın en renkli ve en heyecanlı grubu olduk.  Bunun yaşattığı mutluluk her şeye değiyor.

Şimdi “ÖGK nedir?” sorusunu değil “ ÖGK’nın açılımı nedir? ” sorusunu duyuyoruz.

ADANA'DA TECAVÜZCÜLER SERBEST KALDI

Adana’da 17 yaşındaki lise öğrencisine bir yıl boyunca şantaj yaparak tecavüz eden 8 kişi adliyeden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Dört yıl önce internetten tanıştığı 22 yaşındaki Can Ç. ile sevgili olan  Y.G bir süre sonra arkadaşlığını bitirdi. Kısa süre sonra tehdit mesajları alan genç kadın ellerinde Can Ç. İle yaşadığı cinsel ilişkinin görüntüleri olduğunu iddia eden erkeklerce cinsel ilişkiye zorlandı. Bir yıl içinde tehdit edenlerin sayısı artarken Y.G görüntülerin yayılması korkusuyla 8 kişinin tecavüzüne uğramaya devam etti. Okuldaki başarısının düşmesi ve psikolojisinin bozulması üzerine rehber öğretmen sayesinde aydınlatılan olay ailesine bildirilirken ailenin şikayeti üzerine tutuklanan zanlılar ellerini kollarını sallayarak adliyeden serbest bırakıldı. Zanlıların adliye çıkışında sırıttıkları gözden kaçmadı. Arkalarında her türlü tecavüz olayına sınırsız destek veren bir devlet ve onun yasaları oldukça yeni tecavüzlere çıkma cesaretini damarlarındaki asil(!) kandan alacakları kesin . Adaleti beyaz mermerler kalın duvarlar ardından beklemeyen kadınlar olarak söylüyoruz : Adalet sokakta , kadınların öz savunmasında !

ANTALYA'DA KADIN CİNAYETİ



Antalya'da Lokman Barış Çelik adlı şahıs,  Deniz Aktaş'ı sistematik şiddetlerinin ardından öldürdü. Deniz'in imdat çığlıkları ve çıkan gürültüyle uyanan komşular polise haber verdi. Evin önüne gelen polisler olaya müdahale etmek yerine kapıda 1,5 saat bekleyip, Deniz'in ölümüne seyirci oldular hatta sebep oldular. Deniz'in katili yalnızca Barış Çelik değildir. Deniz'in katili her gün, her saat, her dakika tanık olduğumuz erkek şiddetidir. Erkek bireylerinizden polisinize, polisinizden devletinize ne kadar işbirliği içinde çalıştığınızı görüyoruz. Bu yüzden de sokakları zapt ediyoruz. Nasıl dün 8 Mart'ta binlerce kadın sokaklara dökülüp katliamlarınıza, şiddetinize karşı tek ses olup haykırdıysa, bundan sonra da ellerimizin ve seslerimizin birliğiyle karşınızda durmaya devam edeceğiz. Deniz , Özgecan'ın ardından “Özgecan, bu kokuşmuş vahşi düzenin kurbanı. Canilere de, bu düzene de lanet olsun. Değiştirmek boynumuzun borcu olsun." demişti. Biz de şimdi senin ardından söz veriyoruz  : Bu sokakları, meydanları, evleri onlara dar edeceğiz!