Savaş koşullarının insanda yarattığı o hezimet duygusunun açtığı yaraları tahmin etmek elbette zor değil. Ancak günün birinde bizim de kapımızı çalacak olan savaşın en çok dokunduğu kadınları görmüyor gözler. Belki "savaş" szöcüğünün telaffuzuna bile tahammül edecek gücü kalmayan kadınları...Suriyeli sığınmacıların durumları da böyle. Yaşamlarını devam ettirebilmek için sığındıkları şehirlerden biri bugün artık Kilis.Kilis'te yaraların en derinini göğüsleyen kadın sığınmacılar bugün bir de savaş koşullarının ağırlığı yetmezmiş gibi kendilerine bir çözüm ambalajıyla sunulan "kumalık" endişesiyle yüzleşmekteler. Kadınlar üzerindeki psikolojk şiddet gitgide yoğunlaşmakta, çünkü bölgede kumalık sistemi giderek yaygınlaşmakta. Evde bir boğaz daha eksilsin mantığıyla 12-13 yaşındaki kız çocuklarının para karşılığı satıldığı Kilis, kadınların hiç sayıldığı bir çok olaya gebe."İki eşim var ama bir tane daha alacağım" söylemleriyle savaş koşullarının yükünü hafifletmenin ,yardım eli uzatmanın yalnızca evlilikle mümkün olduğunu söyleyip kumalık sistemini meşrulaştırmaya çalışan erkekler,kadına yalnızca cinsel bir meta olarak bakmakta ve erkek zihniyet kirli emperyalist savaş koşullarında bunu daha yoğun ortaya sermektedir.
Kadınlara savaşın bu kadar ağır yaşatılmasının bilinçli bir sebebi de kadın güç ve iradesini kırmak ve yok etmeye çalışmaktır.Biz kadınlar; mücadelemizi sahiplenme bilinç ve pratiğimiz ne denli sağlam olursa, o kadar güçlü olacağımızı ve karşımıza dikilen erkek zihniyetin o kadar korkacağını biliyoruz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder