10 Kasım 2014 Pazartesi

Anoreksiya ve Blumia

Çağımızın gizli tutulan ama yaygın görülen ve genelde birbirleriyle çokça karıştırılan iki hastalığı konusunda biraz bilgilenelim!
Dayatmacı güzellik algısının esiri olarak ve toplumsal beklentilerin tesiri altında, kendimizden çok uzakta ve gerçek olması hiçbir koşulda mümkün olmayan bir idealin peşinde yaşamamızı istiyor bu sistem. Öyle yaşayalım ki, düşünmeye vaktimiz, takatimiz kalmasın istiyor. Bu baskı da bedenlerimizde Anoreksiya ve Blumia ile kendini gösteriyor. 
Anoreksiya, yemekten vazgeçme, artık hiç (ama gerçekten, neredeyse hiç) yemek yiyememe durumu, özellikle mankenlerde ajanslar tarafından neredeyse 'aranan' bir hastalık. Tüm bu tasarım ürünü moda kıyafetleri, öyle küçük kalıplarla yapılıyor ki, birçok manken öğün niyetine, sindirilmesi zor - hatta imkansız olduğu için 'portakal suyuna batırılmış pamuk' yiyor. Anoreksik bir kişiyi kolayla anlayabiliriz, gitgide ve hızla zayıflıyordur, bunun yanısıra aynada kendi görüntüsünü halen “şişman” sanıyordur. 

Blumia ise, Anoreksiya gibi başlamasına rağmen, saatlik veya günlük gibi dilimlerde tekrarlayan farklı bir pratik sergiler: Uzun süredir aç olan kişi, bir anda yiyeceklere saldırır, ne bulursa yer, acı tatlı tuzlu ekşi dinlemez, hepsini yemeye çalışır, ve sonunda da duruluncai yani atak geçince koşup kusar. Bu kusma eylemi her zmaan atakları takip etmez. Uzun açlıklar sonrasında, kendini suçlu hissedeceği bir şey yerse de blumik kişi parmağıyla veya uzun bir cisimle (genelde kalem veya diş fırçası) kendini kusturabilir. 


Anoreksiya da, blumia da ölümcül tehlikedeki hastalıklardır. Kendimizde veya tanıdık birinde (kadın veya erkek fark etmez, toplumsal güzellik baskısı kadınlar başta olsa da herkesi yaralayıp hasta edebilir!) belirtilerini fark edersek (Örneğin, arkadaş her yemekten sonra muhakkak tuvalete gidiyor ve yüzü çok solgun bir şekilde dönüyorsa) muhakkak bir uzmana yönelmeli veya kişiyi yönlendirmeliyiz. Konuyla ilgili olarak; Jean Kilbourne'nin Killing Us Softly isimli belgeselini şiddetle tavsiye ediyoruz. Son olarak Carol Rozetti'nin toplumsal baskılar isimli poster serisinden bir seçki oluşturduk! Aman dikkat! “Bizden daha güzel” diye bir kriter yoktur, güzellik bakanın gözünde değil, kişinin kendindedir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder