22 Ağustos 2014 Cuma

Savaştan kaçarken, başka bir savaşın ortasına düşmek...

Savaştan kaçarken, başka bir savaşın ortasına düşmek”, Suriyeli mülteci kadınları anlatıyor sanki. Kendi ülkelerinde savaştan hayatta kalmak için kaçıp mülteci olarak geldikleri yerlerde de yeni bir savaş vermek durumunda kalıyorlar. Uyuşturucu, fuhuş çetelerine; kumalığa, toplumsal baskılara karşı mülteci olarak yaşayabilmenin yanında “kadın bir mülteci” olarak yaşama savaşı veriyorlar.

Özellikle Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin bölgelerinde sınıra yakın olmasından kaynaklı yoğun mülteciler yaşamaktadır ve bunların büyük bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Orada yaşamak mecburiyetinin olduğunu bilen erkek egemen zihniyet her yerde olduğu gibi yine en fazla kadınlara saldırmaktadır. 15-16 yaşındaki genç kadınlar fuhuş çeteleri tarafından 2 bin liraya satılmakta, aileleri tarafından 10 bin liraya yaşları oldukça büyük erkeklere genç kadınlar “eş” diye satılmakta, mültecilerin kadın olmasından yararlanan erkek egemen kapitalist zihniyet kendisine yeni bir iş alanı yani kuma pazarları açmaktadır. Kuma pazalarının artmasıyla bölgede çok eşlilik
(2, 3 bazen 4 ‘e bile çıkabilen) oranı da artmıştır. Bu durum öyle dehşet verici duruma gelmiştir ki benzin istasyonlarında bile kuma olarak satılan kadınların listeleri vardır ve 1000 lira değer (!) biçilen kadınlar var. Kadınların bu kadar “ucuz” olması tabiiki de erkeklerin işine gelir ve kadınları üzerilerine kuma almakla tehdit etmektedir. Bu durumda bölge kadınları da Suriyeli mülteci kadınları istememektedirler. Bu durum ezilen cins olan kadınların arasında nefret yaratmaktadır. Erkek egemen zihniyet bu nefreti planlayarak yaratmıştır çünkü bilmektedir kadınlar birlik olunca dünyayı başlarına yıkacaklarını ve bu yüzdendir ki kadın dayanışmasından korkmaktadırlar.

Ayrıca T.C Devleti’nin askerleri, yetkilileri bu durumu fırsat bilip kadınlara saldırılarını “esirgememektedir”. Bunun bir örneği; bir jandarma 22 yaşındaki genç bir kadının elinden kimliği alır ve kadını tehditlerle kendisiyle birlikte olmaya zorlar, kadına defalarca tecavüz etmiş ve arkadaşlarına da ettirmiştir. Kadın dayanamayıp durumu yetkililere anlatınca yetkililer her zamanki gibi kendilerine yakışanı yaparak erkeği koruyarak, kadını susturmaya çalışır ve kadını başka bir kampa sürer. Bunlar sadece Suriyeli mülteci kadınlarının yaşadıklarının birkaç örneğidir. Mülteci kadınların yaşadıkları vahşet burada anlatılamayacak kadar büyüktür. Yani ataerkil tarih boyunca görülen bir gerçeği tekrar gözler önüne sermektedir.”Savaşta en çok kadınlar etkilenir.” İşte bu yüzdendir ki dünyanın her yerinde kadınlar barış mücadesinin, direnişin bayrağını yükseltmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder